Category Archives: DİN

MEVLANA BAKIN NE DİYOR

MEVLANA BAKIN NE DİYOR

 

Gönlümün sevmediğini gözüm neylesin.
Rabbim herkese gönülden seveni nasip eylesin. Amin

 

11 MART 2012 DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YETERLİLİK SINAV SONUCU NE ZAMAN AÇIKLANACAK

11 MART 2012 DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YETERLİLİK SINAV SONUCU  12 NİSAN 2012′DE AÇIKLANACAK.
 SINAV SONUCUNU BURADAN ÖĞRENEBİLİRSİNİZ

 

11 MART 2012 DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YETERLİLİK SINAVI PUAN HESAPLAMASI

 

1.Sınava giren adayın  cevap kâğıdı 2 (iki) adet optik okuyucu tarafından çift kontrol sistemiyle okutulacaktır. 

2. Sıava giren aday için [Puan = (Doğu Sayısı / Soru Sayısı x 100] formülü kullanılarak başarı puanı hesaplanacaktır.

3. Sınavda yer alan her soru eşit puan ağırlığına sahip olacaktır.

4.Değerlendirme 100 puan üzerinden yapılacak, doğru cevaplar dikkate alınarak 70 ve üzeri puan alan aday başarılı sayılacaktır. 

5. Cevap anahtarında hata olması ve bu hususun komisyon kararı ile belirlenmesi sonucunda soru/sorular iptal edilmeyecek, hatalı olan soru/soruları doğu şık /şıkları dikkate alın mak suretiyle değerlendirmeye bu soru/sorular dâhil edilecektir.

6.Değerlendirme sırasında hatalı soru/sorular çıkması durumunda hatalı bulunan soru/sorular doğru kabul edilerek 100 puan üerinden değerlendirilecektir.

Örnek: Ali sınavda 80 soruyu işaretlemiş, 14 yanlış 66 doğrusu var kaç puan alır?

66 / 80= 0, 825 eder
0,825*100=
82,5 puan alır.

 

KARI İLE KOCANIN BİRBİRLERİNE KARŞI HAKLARI VE GÖREVLERİ

Günümüzde evliliklerin tez zamanda bitmesinin sebeplerinden birisi de eşlerin birbirleri üzerindeki hakları ve görevleri bilmeesinden kaynaklanmaktadır.Toplumdeki bireylerin hepsinin bilmesi gerekiyor.Mutlaka okuyun

Evliliğin temel unsuru sadece erkek veya kadın değil, karı-kocadır. Kur’an-ı Kerim, evlilik akdi için “ağır ve mesuliyetli, sağlam bir teminat” tabirini kullanmıştır. (Bak. Nisa sûresi: 21) Evlilik akdi, karşılıklı haklar ve vazifeler getiren bir akittir. Birbirine ‘evet’ diyen eşler, karşılıklı hak, menfaat ve namusa riayet sözü de vermiş olur. Hayatın inişleri yokuşları vardır. Beraberlikler ancak karşılıklı gayret ve fedakârlıkla yürür. Karşılıklı gayret ve fedakârlık…

Aile hayatını fabrikanın çalışmasına benzetebiliriz. Fabrikada pek çok dişli vardır: Kimisi büyük, kimisi küçük. Bunların dönmesi birbirine zıt yönde de olabilir. Önemli olan o fabrikanın dokuma yapmasıdır. Eğer bu dişlilerden biri çeşitli bir sebepten çalışmak istemezse, vazifesini yapmazsa fabrika sahibi o dişlileri hurdacıya satar. Hurdacı da parçaları ateşe atar eritir. Mesela bir ağacın yaprakları kızgın güneşin altında saatlerce bekler, güneşten aldığı gıdalarla ağaç beslenir. Eğer yapraklar “Neden ben güneşin altında yanıyorum”, kökler “neden ben toprakta yatıyorum” dese, yani ağacın kısımları arasında sen-ben kavgası başlasa ağaç meyve veremez. Meyve vermeyen ağacı da keserler. Aynen öyle de aileden beklenenler elde edilmezse, o ailenin fertleri ateşe düşmüş gibi yanar.

Aile hayatı, vücuttaki organlar gibidir. Ayaklarımız “beyin çok rahat yaşarken, ben neden dağı-taşı aşıyorum” dese yürümese, sağlık bozulur.

Karı ile kocanın karşılıklı hak ve vazifeleri:

1- Karşılıklı saygı: Karı kocanın birbirine saygı göstermesi, birbirinin kişiliğine değer vermesi, birbirinin görüşlerine, düşüncelerine ve zevklerine saygı duyması gerekir.

2- Karşılıklı sevgi: Karı ve koca birbirlerini sevmelidirler. Çünkü sevgisiz yaşamın cazibesi yoktur; insanların çoğu ondan kaçar.

3- Affedici ve bağışlayıcı olmak: Karı kocanın birbirlerinin hatalarını ve yanlışlarını affedip görmezlikten gelmesi gerekir. Aksi takdirde aileye hâkim olan samimiyet ve huzur ortamı; huzursuzluk, kötümserlik, asabîlik ve memnuniyetsizlik ortamına dönüşür.

4- Sorumluluk almak: Aile mutluluğunun temininde etkili olan amillerden biri de, eşlerin karşılıklı sorumluluk duygusuna sahip olmasıdır. Bu sorumluluklar, kadın ve erkeğin yetenekleri, yetkileri ve özel koşulları dikkate alınarak belirlenir. Geçimi sağlamak, aileyi idare etmek, eşlik görevlerini yapmak, çocukları eğitmek vs. gibi.

5- Güzel ahlâklı olmak: Eşe ve çocuklara karşı güzel ahlâklı olmak, insanın kişiliğinde derin bir etki bırakır; aile ortamını sefa ve samimiyetle doldurur. Güzel ahlâkın olmayışı da, hayatı karartır ve asabîlik, asık suratlılık, sabırsızlık, bahanecilik vs. gibi olumsuz yan etkilere neden olur; korku, kaygı, kişilik kaybı vs. gibi etkileri beraberinde getirir.

6- İyimser olmak: Tarafların birbirine iyimser olması, müşterek hayat için büyük bir sermayedir. Kötümser bir kimse, negatif ve hasta bir ruha sahiptir. Onun ruh sağlığı ve dengesi bozuktur. Kötümser olan bir insan, aile hayatının sefa ve huzurundan mahrum kalır. Böyle bir insan, sosyal ilişkilerde de başarılı olamaz. Çünkü başkaları hakkında kötü zan besleyen biri, dostları ve arkadaşlarını kaybeder ve yalnız kalır.

7- Yumuşak davranmak ve idare etmek: Eşlerin, birtakım kusurlar, eksiklikler ve hoşlanılmayan davranışlar karşısında birbirlerine sert bir tepki göstermemeleri ve şiddete başvurmamaları, tam aksine şefkat ve samimiyetle yaklaşmaları gerekir. Çünkü kadının da, erkeğin de sözlerinde ve davranışlarında karşı tarafın hoşlanmayacağı eksikliklerinin olması doğaldır.

Eşler birbirinin kusuru veya eksikliğini gidermeye çalışırken; eşinin kapasitesini göz önünde bulundurması, yapabileceğinden fazlasını ondan beklememesi ve istenmeyen özellikleri karşısında büyük insanlara yakışan bir davranış sergilemesi gerekir.

8- İffetli ve namuslu olmak: Günümüz toplumunda bu özellik, genellikle kadınlardan beklenir. Hâlbuki iffetli olmak, karı kocanın karşılıklı görevlerinden biri olup en üstün ibadettir. İffet, şehvetler karşısında direnmektir. Bu da hem kadından ve hem de erkekten istenilen bir şeydir. Bu bakımdan karı ve koca birbirleri için süslenerek iffetlerini korumada birbirine yardımcı olmaları gerekir. Cenab-ı Hak şöyle buyurur: “Onlar yani kadınlarınız sizin için sizi haramdan koruyan bir elbise, siz de onlar için haramdan koruyan bir elbise durumundasınız.” (Bakara sûresi: 187)

İffetli olmak; eşin kirli insanlardan korunması, aile bağının güçlenmesi, eşin güvenini kazanmak vs. gibi faydaları beraberinde getirir.

9- Birbirini anlamak: Ailevî sorunların birçoğunun temelinde eşlerin birbirini anlamaması yatmaktadır. Eşinin içinde bulunduğu şartları ve yaşadığı sıkıntıları anlayan bir kimse, onun iyiliklerini ve zahmetlerinin kadrini bilir. Eşini anlamayan bir kimse, onun bütün çabalarını görmezlikten gelir, kusurları ve eksiklerini gözünde büyütür; zahmetlerinin kadrini bilmediği ve onu teşvik etmediği gibi, iğneli ve kinayeli sözleriyle de onu incitir ve yaşama sevincini ondan alır. Gurur ve kibirden kurtulmak, birbirinin ruh hâllerini ve sıkıntılarını bilmek, eşlerin birbirini anlaması yolunda atılacak ilk adımlardır.

KUTLU DOĞUM HAFTASI

KUTLU DOĞUM

KUTLU DOĞUM

SEN OLMASAYDIN, SEN OLMASAYDIN, SEN OLMASAYDIN BU ALEMİ YARATMAZDIM. ALLAH(cc)

KUTLU DOĞUM HAFTASINI KUTLUYORUZ.

Hz. Muhammed(SAV) kendimize örnek almamız gerektiğini unutmayalım.Ona salatu selam getirelim.

HİCRİ YILBAŞI

Hicri Takvimi Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicretini başlangıç kabul eden ve ayın dünya çevresinde dolanımını esas alan bir takvim sistemidir.

Medine’de İslam devletinin kurulmasından Hz. Ömer (r.a.) devrine kadar müslümanlar bazı önemli olayları tarih başlangıcı kabul edip buna göre zamanlarını tayin etmekteydiler. Mesela; Fil olayı, ficar savaşı, zelzele yılı, veda haccı yılı ve bazı önemli zatların ölümü gibi olaylar tarih başlangıcı olarak kabul edilmekteydi. Ancak bu, zaman zaman karışık bir durum arzediyordu. Hz. Ömer (r.a) bu karışıklığı gidermek amacıyla konuyu diğer sahabelerle istişare etti. Bu sırada meydana gelen olay bunun gerekliliğini bir kat daha arttırdı. Yemen Valisi Ya’la b. Ümeyye Hz. Ömer (r.a)’a gün, ay ve yılı belli olmayan bir mektup gönderir. Aynı şekilde yılı belli olmayan vadesi Şaban ayı, diye kaydedilen bir senet Basra Valisi Ebu Musa el-Eşari’ye getirilir. Sözkonusu senette geçen şaban kelimesinin, bu yıla mı, geçen yıla mı, yoksa gelecek yıla mı ait olduğu meselesi kesin olarak anlaşılmayınca bu tarih ve sened ihtilafa sebeb oldu ve konunun önemini ortaya çıkardı. Sahabiler meseleyi görüşerek tarih başlangıcı konusunda İran, Yunan vb. gibi ülkelerin takvimlerini benimseme tekliflerini ileri sürdüler. Ancak bu teklifler kabul görmeyince Hz. Ali (r.a) takvimin hicretin başlangıç olması gerektiğini ileri sürdü. Onun bu görüşü derhal benimsendi. Hz. Peygamber (s.a.s), rebiülevvel ayında hicret etmişti. Ancak kameri yıl muharrem ayı ile başladığından tarih iki ay sekiz gün geri alınıp Hicri takvimin başlangıcı 23 Temmuz 622 olarak tesbit edildi. Miladi ve Rumi tarihler gibi on iki ay esasına dayanan hicri yıl muharrem ayı ile başlar ve zilhicce ile sona erer. Hicri (kameri) aylar şunlardır: Muharrem, safer, rebiülevvel, rebiülâhir, cemâzielevvel, cemâzielâhir, recep, şaban, ramazan, şevvâl, zilkade, zilhicce

Hicri takvim hicreti esas alır. Günümüzde kullanılan miladi takvim ise Hz. İsa’nın doğumunu ‘tarih başlangıcı olarak esas almaktadır.

Bu vesileyle tüm mü’minlerin hicreti kutlu,yeni yılı mutlu,huzurlu ve hayırlı olsun inşallah.
Güzel bir dua:
“Ya Rabbi, bu yeni senede beni mağfiret-i ilahine, rıza-i ilahine ve hidayet-i ilahine mazhar eyle.Yeni açılan amel defterime rıza-i ilahine muvafık amel ile doldurmayı bana nasip eyle.Beni gadab-ı ilahine duçar edecek amellerden muhafaza buyur”(AMİN)

İSRAİLİ KINIYORUZ

Hz. Muhaammed (SAV) şöyle buyuruyor:
“Sizden kim bir kötülük gö­rürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yet­mezse diliyle dü­zeltsin. Ona da gücü yetmezse içten içe karşı çık­sın. Bu imanın en zayıf olanıdır.(1)
İsrail’in yapmış olduğu saldırıyı kınıyoruz.Hiçbir şey yapamıyorsak dahi Allah(cc)’a dua edlim.
İmkanlarımız ölçüsünde Filistin için yapılacak yardım kampanyalarına katılmalıyız:


VİDEO İÇİN TIKLAYINIZ


[1]- Müslim, İman 78 (49).

SABAH NAMAZINA BU KADAR KOLAY KALKILIR.

Müminin günlük ibadatlerinden biri olan namaz,kulun Allah(cc) ile buluşmasıdır.Namaz müminleri kötülükten alıkoyar:

Kitap’tan sana vahyedileni oku! Namazı/duayı yerine getir! Çünkü namaz/dua, çirkinliklerden ve kötülüklerden alıkoyar. Elbette ki, Allah’ın zikri/Kur’an’ı daha büyüktür! Allah, neler yaptığınızı biliyor.(Ankebut 45)

Beş vakit namaz içinde insanların en çok şeytan yatsı namazında ve sabah namazında gafil avlar.Kolay kandırır.Şeytanın seni kandırmamasını istiyorsan şunu yapmalısın:Ezan okunur okunmaz hemen hangi vakitse o namazı kılmalısın.Yatsı namazının uzun vakti var. Sonra kılarım deme!Çünkü ilerleyen vakitte uykun gelir,erinirsin namazını kılamzsın.
Sabah namazına kalkılmamasının sebepleri şunlardır:
-Akşam geç yatılması.
-Dizilerimiz geç saatte bitiyor.
-Akşam oturmalarımız fazla oluyor.
-Saat 24′te , 01.00′da yatan kişi illaki sabah namazına kalkamaz.
Sabah namazına kolay kalkmak için ne yapılmalı:
-Akşam erken yatılmalı.
-Erzurumlu Eşref Hoca’nın da dediği gibi“Saat on yatağına kon, saat üç yatağından uç.”
-Gerekli tedbirler alınmalı.Çalar saatler ezan vaktine ayarlanmalı ,Cep telefonlarının alarmları iş saatine nasıl ayarlanılıyorsa sabah ezanı saatine de ayarlanmalı.
-Akşam yatarken Kevser suresi üç kez okunmalı.Sonra samimi bir şekilde “Allah(cc)’ım benim sabah namazına kalkmamı nasip eyle” diye dua edilmeli.Tam ezan okunurken kalkacağınızı söyleyebiliriz.

Şimdi aşağıda cep telefonlarına uygun Mp3 sabah namazı ezan sesi var.Alarm olarak kullanabilirsiniz.İndirmek ücretsizdir.İndirirken sabah namazı ezanı alarm olarak yapan kardeşinize bir Allah razı olsun demeyi unutmayınız.

Nokia,Samsung,LG,Simens,Sony Ericson,Çift hatlı Çin telefonları,Philips,Myphone ve Mp3 uyumlu tüm telefonlarda kullanabilirsiniz.
Sabah ezanı alarm olarak indir.