Etiket Arşivi: sağlık

EVDE YOĞUT YAPMAYA GERİ DÖNMELİYİZ. NEDEN Mİ?

Türkiye’de 10 milyon sığır, 25 milyon koyun, 6,5 milyon keçi ve 10 bin manda besleniyor. Yılda ortalama 10-11 milyon ton süt üretiliyor ve bunun yaklaşık üçte biri yoğurt ve ayran olarak işleniyor. Ülkemizde, bir bölümü evlerde geri kalanı mandıra ve fabrikalarda, yılda ortalama 2 milyon ton yoğurt üretiliyor. Türkiye’deki evlerin yüzde 96′sında yoğurt tüketiliyor.

Yoğurt pazarı yaklaşık 900 milyon YTL’lik bir hacme ulaşan Türkiye, yılda kişi başına 30 kiloyla dünyada en çok yoğurt tüketilen ülke konumunda. İkinci Bulgaristan’da 22 kilo, Hollanda, Almanya ve Fransa’da ise 20 kilo yoğurt tüketiliyor, ancak bunların daha çok meyveli yoğurt olduğunu belirtmek gerek.
Katkı maddesi ve yoğurt…

Ülkemizde taklit ve tağşişler her sektörde olduğu gibi gıda sektöründe de mevcuttur. Piyasada, dikkat edilirse üretilen yoğurtların imal tarihleri ile son kullanma tarihleri arasında büyük bir aralık bulunmaktadır. Bazı markalarda bu süre 7 gün iken bazı markalarda ise 1-1,5 aya kadar çıkabilmektedir. Hâlbuki klasik evde yapılan yoğurdun dayanma süresi en fazla 4-5 gündür. Bu, insanlarımızda pakette satılan yoğurtlarda katkı maddesi bulunduğu endişesini doğurmaktadır.
Sokakta satılan sütler ise kesilmeyi önlemek için bilinçsizce katılan katkı maddeleri yüzünden tüketiciler birçok fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik tehlike ile karşı karşıya bulunmaktadır.
Evde yapılan yoğurt mu hazır alınan yoğurt mu?

Ayrıca yoğurt zaten içinde barındırdığı laktik asit ve laktik asit bakterilerinden dolayı oldukça dayanıklı bir besindir. Laktik asit bakterileri bulundukları ortamda kendilerinden başka mikroorganizmaların yaşamasına ve gelişmesine izin vermiyorlar. Yani bu açıdan çok da sağlıklı…
Evde yapılan yoğurtta laktik asit bakterileri ölmüyor, Dolaba konulduktan sonra dahi yavaş da olsa üremeye, laktozu parçalayıp laktik asit üretmeye devam ettikleri için asitlik artıyor ve ekşi bir tat meydana geliyor. Ama bulunduğu ortamda başka mikroorganizmayı yaşatmayan bu bakterilerin ve asidinin vücuda zarar yerine yarar sağladığı şüphesiz.
Paket olarak satın alınan yoğurtlarda ise inkübasyondan sonra yoğurdun içinde bakteri kalmayacak şekilde işlendiği için ekşime meydana gelmiyor.
Kaymak için süt yağı (son zamanlarda ise özel bir margarin) kullanılıyor. Yoğurda sonradan enjekte ediliyor. Yani sütün kendi yağı homojenize edildiği için evdeki gibi üstte birikmediğinden sonradan enjekte ediliyor.
Koyu kıvam için ise süttozu ilave ediliyor. Kuru madde oranı yükseltiliyor. Öncelikle sektörde antibiyotikli sütlerin yoğurda veya beyaz peynire uygun olmaması nedeniyle UHT sütlerde işlenebildiği biliniyor. Bu nedenle UHT sütten yapılan yoğurdun fermente olmaması veya olsa bile antibiyotik içermesi mümkün.
Hazır yoğurtlar risk taşıyor!

Yoğurtlarda ise yasal olmamasına rağmen pimaricin (diğer adı natamisin, ticari adı delvosit) kullanılabiliniyor. Pimarisin de bir nevi antimikotik olup özellikle yoğurdun küflenmesinin engellenmesi amaçlanmaktadır.
Yoğurt üreticileri laboratuvar ortamında hazırlanmış ithal yolu ile getirtilen özel bir maya kullanıyorlar. Ancak bu mayanın sırrı onlarda bile yok, Çünkü üretici şirket mayayı oluşturan bakterilerin genetik kodlarını bir kez kullanıma göre ayarlamış. Yani hazır yoğurdu maya olarak kullansak bile aynı kıvamda yoğurt olmuyor.

Bir de şimdilerde moda oldu bütün hazır yoğurt kaplarında “Doğal Yoğurt” yazılıyor. Bu ifade bir aldatmaca değil midir? Tarih boyunca doğal olmayan yoğurt olmuş mu ki?
Ayrıca yasal olmadığı halde birçok firmaların üretimin hızını ve kıvamını artırmak için jelatin kullandıkları ve bunu etiketlerinde açıklamadıkları bilgisi nedeniyle de bilhassa Müslüman tüketiciler için hazır yoğurtlar büyük risk oluşturmaktadır.
Evde helal yoğurt yapmanın üç yolu!

Bir kaç yolu burada belirtmeye çalışalım:
1) Kaynamış nohut suyunu bir iki gün bekletip sütün içine birkaç damla koyun. İşte size ilk yoğurt. Sütün içine maya niyetine içinde bir süre nohut beklettiğimiz suyu koyabiliriz. Bu suyun rengi sarıya çalar ve gerçekten mayalama işlemine yardımcı olur. Ayrıca evimizde nohutlu ekmek yapıldığı dönemleri hatırlayalım, hiç ekmek mayası kullanılmazdı. Nohutlar içinde bekletildikleri su ile beraber una katılıp yoğrulurdu.
2) İncir meyvesi olgunlaşmadan ağaçtan koparıldığı an içerisinden çıkan süt mayalama işleminde kullanılabilmektedir.
3) Ilık yarım su bardağı sütü oda sıcaklığında bir yere ağzını peçeteyle kapatarak bırakın. 3-4 gün sonra (kontrol etmek lazım bu süre değişebiliyor) koyulaşıp yoğurdumsu tatsız bir şey olduğunu gördükten sonra bir gün buzdolabında bekletin. Sonra bunu 1,5 su bardağı ılıtılmış süte katıp ağzını ve üzerini örtüp 5-6 saat mayalanmaya bırakın (kıvamını kavanozun dışından gözlemleyin, kıvam oluşana kadar bekletin). Sonra ilk mayayı beklettiğiniz gibi bunu da bir gün buzdolabında bekletin. Ertesi gün yeniden 2 bardak ılık süte yarım su bardağı elde ettiğiniz yoğurdumsu maddeden ekleyin. Mayalanmaya bırakın.
En fazla 5 ya da 6. tekrardan sonra aynen market yoğurdu tadında harika bir yoğurt mayanız oluşacaktır. Yalnız özellikle paket süt kullanılmamalı. Çünkü peynirde de yoğurtta da nedense pekiyi kıvam vermiyorlar. Ev sütlerini tavsiye ederiz. İlk denemede mayanız oluşmasa bile umutsuzluğa düşmeyin tekrar deneyin. Sonuçta çok lezzetli bir yoğurdunuz olacaktır.

Şimdi her yoğurt mayalamamdan bir gün sonra bir küçük kavanoza bir su bardağı miktarı mayalık ayırıyorum ki yeniden aynı işlemle uğraşmıyorum ve mayam hep kalıyor böylece.

UZUN YAŞAMANIN KÜÇÜK SIRLARI

Yaşamın uzaması elimizde değildir, fakat buna rağmen uzatılması amacıyla pek çok yapılacaklar listesi de bulunmaktadır. Bunlardan bazılarını paylaşalım…
Kırmızı eti azaltın. Et yemek istediğinizde balıkla birlikte haşlanmış sebze ya da bol yeşil salata yiyin.
Aşırı derecede tuz kullanımı kan basıncını bozar. Yemeğinize eklediğiniz tuzu yavaş yavaş azaltıp bırakmaya çalışın.
Yiyecekleri iyi çiğneyin. İyice çiğnenerek yenilen gıdalar, midede uzun süre tokluk hissi yaratıyor.
Pastırma, sucuk ya da benzeri yağlı gıdaları pişirirken ya da kızartırken yağdan tasarruf edin. Salatalarda da zeytinyağı ya da ay çiçek yağını tercih edin.
ABD’li sağlık uzmanları, hamilelik döneminin 18. haftasından itibaren annelerin alacağı balık yağlarının, bebeklerin zihinsel gelişimi açısından son derece yararlı olacağını açıkladı.

Daily Mail gazetesinin haberine göre, Omega 3 içeren balık yağının, bebeklerin merkezi sinir sistemi gelişimini artıracağını söyleyen araştırmacılar, balık yağının emzirme döneminin başlarında da kullanımına devam edilmesinin bebeklerin zekâ seviyesini artırdığını da ekledi

Sağlıklı yaşam için 19 öneri

İngiliz bilim adamları, sağlıklı yaşamak için 19 öneride bulunuyor. İnternet ortamında birçok sağlık haber sitelerinde yayınlanan bu maddeleri sizler için sıralamayı uygun buluyorum. Bu tavsiyelerde olduğu gibi basit tedbirler alarak 90 yaşına kadar yaşamak zor değil. Fakat uzun yaşam için sadece bu tavsiyelere bağımlı kalmak pek yerinde bir tercih olmaz.

Uzun yaşam için insanın yapacağı çok daha fazla şey vardır. Önemli olan insanın doğru yaşam felsefesini ve davranış biçimini bir yaşam şekli haline dönüştürme becerisi göstermesidir. Geçici heveslerle kısa sürede yapılıp sonra vazgeçilen tüm güzel alışkanlıkların faydası yeterli düzeyde gerçekleşemez.

Sarımsak beynin yaşlanmasını engelliyor!

1- Sarımsak, beynin yaşlanmasını önlüyor ve kolesterolü düşürüyor.

2- Günde 1 kilometre yürüyüş kalp hastalığı riskini yüzde 60 oranında düşürüyor.

3- Haftada 4 kez kepekli ekmek, makarna ya da kabuklu pirinç tüketmek, kanser riskini yüzde 40 azaltıyor.

4- Sebze-meyve yemek kalp krizi, kanser ve şeker hastalığı riskini azaltmakta fayda sağlıyor.

5- Fast-food’dan uzak durun. Çünkü bu tür yiyecekler, kalp ve damar hastalıklarına yol açıyor.

Alınan her kilo, ömrü 20 hafta kısaltıyor

6- Bel ağrısına çalışma iyi gelir. Fazla zorlamamak koşuluyla hareket etmek bel kaslarına iyi gelir.

7- Günde 2 fincan kahve kolon kanseri riskini yüzde 25, safra kesesinde taş riskini yüze 45 azaltır.

8- Kilolu insanların aldıkları her yeni kilo ömürlerini 20 hafta kısaltıyor. Dolayısı ile kilo kontrolü, insanın sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmesi için en önemli faktörlerin başında geliyor.

9- Fındık, fıstık, balık ve tahılda bol miktarda bulunan selenyum, kanser riskini azaltır.

10- Haftada düzenli olarak birkaç kez cinsel ilişkide bulunmak, kişiyi 10 yaş daha genç gösteriyor.

Uyku hastalıkların düşmanı

11- Strese ve depresyona karşı gelmek için hobi edinilmesi tavsiye ediliyor.

12- Mırıldanarak şarkı söylemek sinüziti önlüyor. Ayrıca ruhsal gerginliği azaltarak insanın rahatlamasını sağlıyor.

13- Düzenli ve yeterli uyku bağışıklık sisteminin güçlenmesinde etkili oluyor.

14- İçeriğinde folik asit bulunan vitaminler kanser ve kalp hastalıklarından koruyor.

15- Cildiniz için mutlaka yazın koruyucu kremler, kışın da çatlamaya karşı nemlendiricilerin kullanılması gerekiyor.

Elma dişlere de faydalı

16- Elma yemek diş sağlığı için mükemmel bir besin maddesi. Ayrıca elmanın karaciğer ve kan üzerine sayılamayacak kadar çok olumlu etkileri olduğu yapılan son araştırmalarda ortaya çıkmıştır.

17- Eş seçerken dikkat edin. Kronik hastanın, eşinin de hasta olma riski 6 kat daha artıyor.

18- Günde 5 bardak su kolon kanseri riskini yüzde 50 azaltıyor.

19- Meslek seçerken dikkat edin. En sağlıklı meslek grubu pazarlamadır. Burada önemli olan insanın mesleğini yaparken mutlu olmasıdır. Hangi meslek olursa olsun aynı sonuç elde edilir.

[Kaynak: Sağlıklı Yaşamın Sırları Dr. Recai Yahyaoğlu, Nesil Yayınları İstanbul]

HER DERDE ÇARE HER EVE LAZIM

limonDr. Yaman SÖNMEZ ve Tarihçi Ahmet ALMAZ hazırladı.

Limonun sertliği diğer kısımlardan zayıftır, utruc diye bilinen bitkinin kabuğundan elde edilen yağ güçlüdür ve bütün kısımlardan elde edilen yağlardan daha etkilidir.

İÇERİĞİ

Limonun kabuğu birinci derecede sıcak, ikinci derecenin sınırlarında kurudur. Onun etki kısmı birinci derecede sıcak ve aynı derecede nemlidir. Bazıları, onun birinci derecede soğuk rutubetli olduğunu ve soğukluğunun daha çok olduğunu söylerler. Onun ekşiliği üçüncü derecede soğuk ve kurudur; onun tohumları birinci derecede sıcak ve üçüncü derecede kurudur.

YARARLARI

Limon, şişirtici, kabartıcı etkiye sahiptir ve yaprakları bu etkiyi gidericidir, çiçeği yapraklarından daha yumuşaktır ve onun ekşiliği kabız yapar. Safrayı giderir ve onun tohumu, kabuğu eritici, çözücüdür. Eğer onun kabuğu elbiselerin içine konursa, güvelere karşı korur; kokusu havayı temizler; havayı bastırıp deodorant etkisi gösterir ve vebaya (salgın hastalıklara) karşı korur.

GÜZELLİK

Ekşi limon, cildi parlatır, sivilce ve ciltteki lekeleri giderir. Onun kabukları ayıklanıp yıkanırsa ve merhem haline getirilirse, lepra (lepra vulgaris) ve ağız kokusuna iyi gelir; onun şişmanlatıcı etkisi vardır; onun kabuğu ağız kokusuna iyi gelir.

ŞİŞLER

Ekşi limon temreye yararlıdır.

HAREKET ORGANLARI

Onun yağı, gevşekliğe iyi gelir; eğer yağı kabuğundan ayrılırsa, felce iyi gelir ve ekşisi sinirlere zararlıdır.

BAŞ ORGANLARI

Limon, yüz felcine iyi gelir; pişmiş limon ağız kokusunu gerçekten giderir.

GÖRME

Ekşi Limon ile hazırlanan damlalar gözün sarılığına iyi gelir.

SOLUNUM

Ekşi limon, sıcak (sıkıntılı) kalp çarpıntısını giderir ve meramalatı boğaz ve akciğere çok yararlıdır. Lakin ekşi limonun göğüste kötü etkisi vardır ve limonun sütü sirke ile pişirilirse ve ondan yarım şekerle (4 onz tıbbi ölçü, sıvı ölçüsü olarak 6 onz, 2 ölçü küçük kaşık) içilirse, sülük denen hayvanı öldürerek vücuttan atılmasını sağlar.

BESLENME

Onun eti mideye zararlıdır, ekşime yapar. Marmelatı yenmelidir veya marmelatı balla birlikte yemek uygundur; bu şekilde yenirse, hazmı kolaylaştırır ancak yine de fazla yenmemelidir. Ancak, onun yaprağı mideyi ve bağırsakları kuvvetlendirir ve onun çiçekleri ve kabuğu eğer yemek pişirilirken içine katılırsa, sindirime yardımcı olur. Kabuğun kendisi pişirilmeyip, öylece yenirse, hazmedilmez. Onun kabuğunun pişmişi kusmayı önler. Onun ekşi suyu mide cidarına yararlıdır. Ekşi limon sarılığa da yararlı olur. O, safravi kusmayı önler ve açıcı etki gösterir. Limon kullanılacaksa, ondan önce ve sonra hiçbir şey yenmemesi gerekir.

DIŞARI ATAN ORGANLARI

Limonun etli kısmı, kulunç ağrısına sebep olur. Ekşi limon, karına kötü etki yapar; safravi ishale faydalıdır; çekirdeği (tohumu) basur memelerine yararlıdır. Onun çekirdeğinde güçlü bir müshil etkisi vardır ve ekşi öz suyu kadınlardaki aşırı cinsel isteği teskin eder.

ZEHİRLEME

Onun çekirdeklerinden 2 dirhemi kaynamış şuruplu veya sıcak suyla kullanıldığında, bütün zehirlenmelere karşı etkilidir. Özellikle, akrep zehirlerine karşı ağız yoluyla (oral yolla) veya akrebin soktuğu yere merhem şeklinde uygulanırsa, faydası görülür. Kabuğu da aynı etkiyi gösterir. Şurup şeklinde, yılan sokmalarına karşı ağız yoluyla alınırsa yararlıdır; aynı zamanda, kabuğunun merhemi de (hayvanın soktuğu yere tatbik edilirse) yararlı olur.

BUGÜN

İYİ UYUMAK İÇİN NELER YAPMALIYIZ?

Çoğu insan uyuyamaktan ya da rahat uyuyamaktan şikayet ederiz.Deliksiz uyku en son ne zaman uyudunuz?
-Cevap hatırlamıyorum.
Güzel,rahat uyku için şunlar yapılabilir:

1- Uyku için geceyi tahsis etmek gerekir. Yatsı namazından sonra, zaruret olmadıkça beklememek sünnettir. Bilhassa mâlâyâni ile meşgul olmamak, sabah namazını ve vücudun hakkını korumak bakımından önemlidir. Erken yatıp erken kalkılmalıdır.

2- Yatmadan önce namaz abdesti gibi bir abdest alınır. Yatağa girildiğinde: “Fatiha, İhlâs, Felak, Nâs” sureleri ve “Ayete’l-Kürsi” okunur. 34 defa tekbir, 33 defa tespih ve 33 defa tahmid yapılıp, avuçların içine üflenir ve vücudun el değen kısımlarına sürülür. Sağ omuz üzerine, yastık ile yüz arasına el koyarak uyunur. Uyku bastırıncaya kadar o günkü ameller düşünülüp istiğfar edilir. Uyku bir nimettir, azaba neden olmamalıdır.

3- Çıplak denecek şekilde yatılmamalıdır. Uyurken de edebimiz korunmalıdır.

4- Eşler hariç, erkeklerle kadınlar aynı odada uyumamalıdır. Edep! İlla edep.

5- Karnın üstüne yatmak mekruhtur. Uyurken de rehberimiz nebi’dir.

6- Uyumadan önce, yanan ateşi söndürmek, kapı-pencereyi kapatmak sünnettir. Tevekkülden önce tedbir alınmalıdır.

7- Dengeli uyunmalıdır. Ne az olmalı ne de çok. İnsandan insana uykunun süresi değişebilir. Ortalama uyku 6 saatten az, 7,5 saatten çok olmamalıdır. Hele 8 saati hiç geçmemelidir. Herkes kendi uyku miktarını kendisi belirler. Uyku miktarında ani değişiklikler yapmak sakıncalı olabilir. Uykunun bir saat azaltılması için aylar süren bir uygulama gerekebilir. Şeytan uyutmasın bizi.

8- Devamlı aynı saatte yatılıp kalkılmalıdır. Uyku da istikrar ister.

9- Uyku saatleri sabah namazı dikkate alınarak ayarlanmalıdır. Uyanır uyanmaz da Allah’ın büyük nimetlerinden birisi ile yeni bir gün ile yeniden yüzleştiğimiz için hemen O’na hamd etmeliyiz.

10- Uyandıktan sonra, yatakta oyalanılmamalı ve hemen abdest alınmalıdır. Namazı eda etmeden, az da olsa yatağa girilmemelidir. Uyurgezerlik gaflettir.

11- Uyku vaktinden 3-4 saat önce yeme ve içme ile ilişki kesilmelidir. Bilhassa uyarıcı görevi yapan içecekler alınmamalı, ağır bir akşam yemeği yenmemelidir.

12- Uyku için müstakil bir oda belirlenmeli ve uyku amacı dışında kullanılmamalıdır. Işık, havalandırma gibi fiziki şartlarına dikkat edilmelidir. Yatak vücudun yapısına uydurulmalıdır.

13- Herhangi bir nedenle gece uykusunun bölünmesi halinde, eksik kalan bölüm için tekrar uyumamalıyız. Bu uyku, sadece gelecek gecenin uykusunu geciktirme, o da geç uyanma, tekrar ilave uyku gibi fasit bir dairenin açılmasına neden olur. Sabahın bereketli saatlerini uykuda geçirmemek gerekir.

14- Rahat bir uyku için uykudan iki saat önce yürüyüş yapılması yararlı olabilir.

15- Yatsı namazından önce uyumayı sevgili Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz kerih görmüşlerdir.

16- Uykunun hoş olmayan rüyalarla bölünmemesi için, uyku öncesinde değersiz şeyleri konuşmamak gerekir. Buna rağmen hoş olmayan bir rüya gören, euzu besmele çekip yattığının ters tarafına dönerek uyumaya devam etmelidir. Sabah olunca da rüyasını anlatmamalıdır.

17- Uyku zayiatımızın ana nedenleri arasında TV, misafirlik ve harcanmış gündüzlerin telafisi ilk sıralarda yer almaktadır. İyi bir uyku programı için bu aksaklıkları gidermek şarttır. Zaruri olmayan misafirlikler, hayatilik yönü bulunmayan, Allah rızası gibi bir amaca yönelik olmayan konuşmalar, okumalar yapılmamalıdır.

18- Mesuliyetini uhdemizde taşıdığımız çocuklarımızın eğitimini düzenlerken, istikrarlı bir uyku düzeninin önemi unutulmamalıdır.

Uyku büyük bir nimettir! Vahim bir azaba dönüştürülmemelidir!

Maddeler Milli Gazete yazarı Nurettin YILDIZ’dan alıntıdır.

VÜCUDUMUZ HAKKINDA 16 OLAĞANÜSTÜ GERÇEK

İnsanlar kendi vücutlarını tepeden tırnağa bildiklerini söylerler. Fakat bu haberi okuduktan sonra vücudunuz hakkında o kadar da çok bilginiz olmadığını göreceksiniz.

Howstuffworks adlı internet sitesinde yer alan habere göre, vücudunuz hakkında sizi şaşırtacak 16 olağanüstü gerçek:

1. Dil izi: Eğer kimliğinizi saklamak isterseniz, dilinizi çıkarmayın. Parmak izine benzer şekilde, herkes tek ve benzersiz bir dil izine sahip.

2. Döküntü: Evde tüy dökme derdinden şikayetçi olan sadece evcil hayvanınız değil. İnsanlar her saat yaklaşık 600 bin deri partikülü döküyor. Bu her yıl yaklaşık 680 gram tutuyor, bu nedenle ortalama bir insan 70 yaşına kadar yaklaşık 48 kg deri dökmüş oluyor.

3. Kemik sayısı: Yetişkinlerde bir bebekten daha az kemik bulunuyor. Doğduğumuzda 350 kemiğe sahip oluyoruz, ancak gelişim süreci boyunca kemikler eriyip birbiriyle kaynaşıyor ve yetişkin olduğumuzda sadece 206 kemiğimiz kalıyor.

4. Yeni mide: Mide mukozasının dış tabakası ömrü çok kısa olduğu için 3-4 günde yenilendiğini biliyor muydunuz? Eğer yenilenmeseydi, midenizdeki yiyecekleri hazmetmek için kullanılan güçlü asitler, aynı zamanda midene de zarar verecektir.

5. Koku hatırlama: Burnumuz köpekler kadar hassas değil, ancak 50 bin farklı kokuyu hatırlayabilir.

6. Uzun bağırsaklar: İnce bağırsağın uzunluğu yetişkin bir insanın boyunun yaklaşık 4 katı uzunluğundadır. Eğer geriye doğru katlanmasaydı, 5-6 metrelik uzunluğu karın boşluğuna sığmazdı.

7. Bakteri: Bu cilt için gereklidir. İnsan vücudunda cildin her santimetre karesinde yaklaşık 32 milyon bakteri yaşıyor. Bunların büyük bir çoğunluğu zararsız.

8. Vücut kokusunun kaynağı: Koltuk altı gibi kokan ayakların kaynağı terdir. İnsanlar ayaklarından da terler. Bir çift ayak 500 bin ter bezine sahiptir ve günde yarım litre ter oluşturabiliyor.

9. Hapşırma hızı: Hapşırık havada saatte 161 km hızla gidebiliyor. Bu nedenle hapşırınca burnunuz ve ağzınızı mutlaka bir mendille kapatmalısınız.

10. Kan aralığı: Eritrosit olarak bilinen kan hücreleri bikonkav (iki yanı çukur) diskler şeklindedir. Kan uzun bir yolda seyahat eder. İnsan vücudunda yaklaşık 96 bin 560 km kan damarı bulunuyor. Çok çalışkan olan kalp her gün damarların içine 7 bin 571 litre kan pompalıyor.

11. Tükürük miktarı: Tükürüğünüzün içinde yüzmek istemeyebilirsiniz, fakat biriktirseydiniz bunu yapabilirdiniz. Çünkü, bir ömür boyunca insan 25 bin litre tükürük üretiyor. Bu miktar 2 yüzme havuzunu doldurmaya yeter.

12. Horlama sesi: 60′lı yaşlarda, erkeklerin yüzde 60′ı ve kadınların yüzde 40′ı horluyor. Horlama ortalama 60 desibelken, horlama seviyesi bazı kişilerde 80 desibelin üzerine çıkabiliyor. 80 desibel seviyesindeki ses havalı matkabın çıkardığı ses kadar yüksektir. 85 desibelin üzerindeki sesler insan kulağına zarar verdiği saptanmıştır.

13. Saç rengi ve sayısı: Sarışınlar daha eğlenceli olabilir ya da olmayabilir, ancak sarışınlar kesinlikle daha fazla saça sahipler. Saç rengi saçımızın ne kadar sık olduğunu belirlememize yardımcı oluyor. Buna göre sarışınlar en üst sırada yer alıyor. Bir insanda ortalama 100 bin saç kılı bulunurken, sarışınlarda bu sayı ortalama 146 bin. Siyah saçlı insanlar yaklaşık 110 bin saç kılına sahip, kahverengi saçlı insanlarda ise 100 bin saç kılı bulunuyor. Kızıl saçlı insanların ise saç kılı daha az yaklaşık 86 bin kadar.

14. Tırnak gelişimi: Eğer el tırnaklarınızı ayak tırnaklarınızdan daha sık kesiyorsanız, bu doğaldır. El tırnaklarımız daha çok kullanıldığı için daha hızlı uzuyorlar. Elimizin tırnakları 0,5 – 0,6 mm hızla uzar. Yani kesilmezlerse yılda 2,5 – 3,0 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun dörtte biri kadardır. En hızlı uzayan tırnak orta parmağın tırnağıdır.

15. Baş ağırlığı: Bebekler doğduklarında başlarını tutamazlar. İnsan başı doğduğunda vücudumuzun toplam uzunluğunun dörtte biri kadardır. Fakat, yetişkin olduğumuzda bu oran toplam uzunluğumuzun 8′de birine ulaşır.

16. Uyku ihtiyacı: Eğer iyi bir gece uykusu için öldüğünüzü söylerseniz, tam anlamıyla bunu kastediyorsunus. Haftalarca bir şey yemezseniz ölmezsiniz, fakat 11 günden sonra uykusuzluğa dayanamazsınız, sonsuza kadar uyup kalırsınız.

UZUN YAŞAMANIN SIRRI

Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Gerontoloji (Yaşlılık Bilimi) Bölümü’nce 5 yıldır sürdürülen “Türkiye’nin Yaşlılık Haritası” çalışmasında, Türkiye genelinde 100 yaşını aşanların en çok Aydın’ın Nazilli ilçesi ve çevresinde yaşadığı ortaya çıktı.

Araştırma ekibinin başında yer alan AÜ Gerontoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. İsmail Tufan, Nazilli Kaymakamlığı ile protokol oluşturarak, ilçede uzun yaşamın sırrını çözmek amacıyla merkez kurduklarını söyledi.

Nazilli’de yaşayan 100 yaşındaki Kübra Girgin nine ise, oğlunun yanında yaşadığını, binanın karşısında 2. katta bulunan kızının evine rahatlıkla merdivenleri çıkarak gidebildiğini belirtti. Girgin, daha çok sebze yediğini, ailesinin kendisine çok iyi baktığını belirterek, şunları anlattı: “Zamanında çok çektim. Babamı hiç görmedik. Annemiz Karasu ilçesinde öldü. Bir gün biz üç kardeş oynadıktan sonra anamıza gidip ‘karnımız aç’ dedik. Anam yemek vermiyor diye komşuya gittik. Gelip baktıklarında ananız ölmüş dediler, onu gömdüler.

Düğünümde kendi dümbeleğimi kendim çaldım.

Sonra eşim vefat etti. 3′ü hayatta 5 çocuğum oldu.

Torunumun torununu gördüm ben.

Yaşam felsefem, eşeğimi kaybederim, neşemi kaybetmem. Hiç kaybetmem, canımı sıkmam. Yalan malan söylemem, söyledim mi yüzüne söylerim. Sevmedik kimse yoktur beni, neşem çok iyidir.”

SAĞLIĞINIZI TEST EDİN

Vücudun hangi işareti hangi hastalığın belirtisi?Uzmanlar sonunda vücudun sağlık haritasını çıkattılar…Londra’daki Kine College Hastanesi Yaşlanma Bilimi Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, vücudumuzun bize hayatımızı kurtaracak tam 16 ipucu verdiğini ortaya koydu…
Tırnak, göz, nefes… Vücudumuzun bize farkettirmeden sağlığımızla ilgili önemli ipuçları verdiği anlaşıldı. Sağlıklı yaşam konusunda araştırmalarıyla ünlü Londra’daki Kine College Hastanesi Yaşlanma Bilimi Enstitüsü’nde araştırmalarını yürüten Prof. Dr. Robert Bale, “Sadece parmaklarınızın uzunluğu bile sizin sağlığınız hakkında kayda değer bilgi sahibi olmamızı sağlıyor aslında. Siz de vücudunuzla ilgili önemli detaylara; dikkat ederek sağlığınızı koruyabilirsiniz ” dedi. Prof. Bale’ye göre, tırnaktan gözlere, doğum kilosundan avuç içine kadar vücuttaki her şey birer gösterge.
İşte bedeninizi tanımaya ve sağlığınızı test etmeye yaracak 16 ipucu.
Nefesinizi sayın
1- Eğer dakikada 15 kez ve daha altında nefes alıp veriyorsanız sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demektir… Eğer 25 kez nefes alıp veriyorsanız o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.
Gözler kalbin aynası
2- Aynada gözlerinizden birine bakin. İrisíin etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor. Bu aynı şekilde yaklaşan kalp sorunlarının da en büyük habercisi.
Hafıza kontrolü
3- Bir tepsinin üstüne rastgele 10 eşya koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakın. Kaç tanesini hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması Alzheimer’le karşılaşma riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.
Görünüş
4-Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün. Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınız o kadar iyi.
Çizgide yürümek
5- Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin. Üzerinde rahat yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu iyi işliyor demektir.
Tırnaklar
6- Tırnaklarınıza dikkatle bakın. Eğer hafif mavilik ya da; morluk görürseniz bu bir kalp hastalığıyla karşı karşıya olduğunuz anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorununu akla getirir.
Avuç içleri
7- Avuç içlerinize dikkatle bakın. Eğer kırmızı ve lekeler varsa karaciğeriniz sinyal veriyor olabilir.
Kaslar
8- Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa, kaslarınız da bir zayıflık olduğu anlamına geliyor.
Tiroit sorunu
9- Kollarınızı yere paralel olarak tam karsınızda birleye uzanıyormuş gibi uzatın. Ellerinize dikkat edin. Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa o zaman tiroit olma riskiniz çok.
Doğum kilonuz
10- Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun. 3 kilonun altında doğmuşsanız kalp sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
Kalın bel
11- Vücut şekliniz elmaya benziyorsa, yani yağlarınız belinizin çevresinde toplanıyorsa, kalp sorunu yaşama riskiniz daha fazla.
Tuvalet sıklığı
12- Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme ihtiyacı hissediyorsanız, diyabet sorununuz olabilir. Diyabetin en erken alarmlarından biri sık tuvalete gitmektir.
Nabız
13- Nabzınız ne kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun yaşayacaksınız demektir. Yani nabzınız 70′in altındaysa sağlıklısınız anlamına geliyor.
Dişler
14- Dişlerinizi fırçalayın eğer dişleriniz kanıyorsa, kalbiniz tehlikede demektir.
Parmak uzunluğu
15- İşaret ve yüzük parmakları aynı uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazla. Ayak bileği
16- Baş parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına bastırın. Eğer bastırdığınız noktada çok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp, akciğer, böbrek sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz demektir. Bu durumda bir uzmana danışınız